Cilt: 15

Sayı: 1

Yıl: 2007


SELÇUK ÜNİVERSİTESİ

HUKUK FAKÜLTESİ DERGİSİ

İÇİNDEKİLER

MAKALELER

ÖZEL HUKUK

TAŞINIR SATIMINDA SATICININ KANUNDAN DOĞAN AYIBA KARŞI TEKEFFÜL BORCU

Dr. Nurşen AYAN

TERK NEDENİYLE BOŞANMA

Dr. Nurşen AYAN

KAMU HUKUKU

6245 SAYILI HARCIRAH KANUNU VE UYGULAMASI ÜZERİNE BAZI HUKUKİ DEĞERLENDİRMELER

Yrd. Doç. Dr. Abdullah UZ

CEZA HUKUKUNDA DOĞRUDAN KAST

Arş. Gör. Hakan KARAKEHYA

EKONOMİ - MALİYE

EKONOMİK ÖZGÜRLÜK KAVRAMI ve TÜRKİYE'DE EKONOMİK ÖZGÜRLÜKLERİN GELİŞİMİ

Yrd. Doç. Dr. Mehmet Okan TAŞAR

TEZ ÖZETLERİ

İSLAM HUKUKUNDA VE OSMANLI UYGULAMASINDA ŞÛRA

Dr. Nuran KOYUNCU

TAŞINIR SATIMINDA SATICININ KANUNDAN DOĞAN AYIBA KARŞI TEKEFFÜL BORCU

 

Dr. Nurşen AYAN *

 

ÖZET

Satım sözleşmesinde, satıcının alıcıya karşı yerine getirmekle yükümlü olduğu bir takım borçları vardır. Bu borçlardan bir tanesi de ayıba karşı tekeffül (ayıbı üstlenme) borcudur.

Genel olarak, ayıba karşı tekeffül borcu Borçlar Kanunu'nun 194. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Söz konusu hükümler, Ticaret Kanunu'nun öngördüğü istisnalar dışında ticari satımlarda da uygulanacaktır.

Ayıba karşı tekeffül borcu,”satılan şeyde satıcı tarafından zikir ve vaad edilen vasıfların bulunmamasından veya satılan şeyin değerini azaltan veya kaldıran noksanları bulunmasından dolayı satıcının sorumlu tutulmasıdır”

Satıcının ayıp nedeni ile sorumlu tutulabilmesi için bazı şartların gerçekleşmesi gerekir. Buna göre öncelikle, alıcıya teslim edilen mal ayıplı olmadır. Bu ayıp fiziki bir ayıp olabileceği gibi, hukukî veya ekonomik de olabilir. Ayrıca, ayıp sözleşmenin kurulduğu anda mevcut olmalı ve önemli bir ayıp olarak da kabul görmelidir. İlaveten alıcı, sözleşmenin kurulması anında ayıbın varlığından da haberdar olmamalıdır. Bu şartların yanı sıra satıcının ayıba karşı tekeffül hükümlerine göre sorumlu tutulabilmesi için, muayene ve ihbar, satılanı muhafaza, tespit ve sattırma gibi alıcının yerine getirmesi gereken bazı külfet ve sorumlulukları da vardır.

Borçlar Kanunu, yukarıda sözü edilen bu şartların gerçekleşmesi sonucunda, alıcıya,”sözleşmeden dönme, satış bedelinin indirilmesini isteme ve malın ayıpsız çeşidiyle değiştirilmesini isteme” şeklinde üç ayrı imkân tanımıştır. Alıcı bu yollardan dilediğine başvurabilir. Seçim hakkının kullanılması herhangi bir şekle bağlı değildir; ancak bazı durumlarda seçim hakkı sınırlanmıştır.

Satıcının ayıba karşı tekeffül borcundan doğan dâvalar malın alıcıya teslim edilmesinden itibaren bir yıl geçince zamanaşımına uğrarlar (BK. m.207/1). Taraflar on yılı geçmemek şartıyla daha uzun bir zamanaşımı süresi de öngörebilirler. Bu zamanaşımı süresi, adi satımlar ile sadece bir tarafı tacir olan ticari satımlarda da uygulanır. Ancak ister adi ister ticari satım söz konusu olsun satıcı alıcıyı kandırmış ise artık ayıba karşı tekeffül hükümleri için öngörülmüş süreler uygulanmaz. Böyle bir durumda BK. m. 125'te düzenlenmiş olan on yıllık genel zamanaşımı süresi geçerli olur.

ANAHTAR KELİMELER : satıcı, alıcı, ayıba karşı tekeffül, ayıp, muayene ve ihbar.

 

ABSTRACT

There are some obligations which seller is bounded by law over against purchaser as regards selling contract of these obligations is the “warranty”.

Generally, the obligation of warranty has been put in order at the 194th and following articles of the code of obligations. The articles will be applied in the commercial sales except the cases that Turkish commercial code predicts.

The obligations of warranty can be defined as “The responsibility of seller about whether the chattel is out of feature that has been promised or not; and the responsibility about the failures that decreasing or a abrogating the value of chattel”

To saddle the seller about the fault there should be some circumstances in progress. First of all, the chattel has to be faulty. Also that fault has to exist in the beginning of the contract and mentioned as an important faulty. Additionally, the purchaser should not be acquainting with the fact. In addition to these circumstances, there are some additional obligations for purchaser like “examination and denouncement” , “conservation of chattel” and determination” etc….to saddle the seller.

If all of these circumstances are provided, the code of obligations enables the purchaser to call upon three different ways.

These are “cancellation of the contract”, “to demand decreasing the compensation” and “to demand exchanging the faulty chattel with the one free from defects.” The purchaser can choose any of these ways.

The law cases related to warranty will be barred by the statue of limitations in one year from the date of delivery (code of obligations…art. 207/1). The previews can decide a longer limitation period that is not more than ten years. This limitation period will be applied in the ordinary or commercial sellings, if the seller persuades the purchaser, the limitations won't be valid any more. In this case, the ten year limitation period will be valid that mentioned in the code of obligations art, 125th.

KEY WORDS : Seller, purchaser, warranty, faulty, examination and denouncement.

 

 

 

 

 

 

TERK NEDENİYLE BOŞANMA

 

Dr. Nurşen AYAN *

 

ÖZET

Terk, eşlerden birinin evlilik birliğinin kendisine yüklediği yükümlülükleri yerine getirmemek amacıyla, isteyerek ve sürekli olarak ortak yaşamı terk etmesi ve haklı bir neden olmadan ortak yaşama dönmemesidir. Bu tanıma uygun bir terk eyleminin boşanma nedeni olabilmesi için yasada aranan şartların gerçekleşmesi gerekir.

Bu şartlardan ilki ortak hayatı bırakıp gitme veya dönmemedir. Bırakıp gitme veya dönmemenin “evlilik birliğinden doğan yükümlülükleri yerine getirmemek maksadı ile” gerçekleşmesi gerekir. İkinci şart; ortak hayatı bırakıp gitmenin haksız olması gerektiğidir. Bu konuda ispat yükü davalının üzerindedir. Üçüncü şart ise terk eyleminin süreklilik arz etmesidir. Bu süre MK. m.164'e göre en az altı aydır. Bu sürenin fasılasız geçmesi gerekir.

Boşanma davası açılabilmesi için gereken son şart ise, terk eden eşe bir ihtarda bulunması ve bu ihtarın sonuçsuz kalmasıdır. İhtar, mahkeme aracılığı ile yapılır. Ayrıca ihtarın boşanma davası açmak için belirli sürenin dördüncü ayı bittikten sonra yapılması gerekir.

İhtar alan eş, iki aylık bir süre için ortak konuta dönerse boşanma davası açılamaz. İhtar sonuçsuz kalır ve terk eden eş eve dönmez ise artık boşanma davası açılabilir.

Terk nedeniyle boşanma davası belirli bir hak düşümü süresiyle sınırlı değildir. Terk devam ettiği sürece bu dava açılabilir.

ANAHTAR KELİMELER : Terk, boşanma davası, ortak hayat, ihtar, yükümlülük.

 

ABSRACT

Desertion (willful desertion) is, to leave common life voluntary and continuously with an intention to break through the obligations of marriage and not to turn back without just cause. The lawful requirements must be eventuated in order that such desertion being a divorce reason

The first of these requirements is to leave common life and to go away. This fooling of and nonattendance should be with an intention to break through the obligations of marriage. As a second condition, the desertion should not stand good in law. On this head, burden of proof resides with the defendant. The third condition is that the desertion should be in continuance. This period is at least 6 months according to 164 th clause of Turkish Civil Code. This period should pass without a break.

And the last condition that is necessary to be sued or divorce is, to warn the outgoing marital partner and failing in this warning. This warning is made by litigating family court. Also, the warning should be made after a lapse of four months of the six-month period of waiting.

If the respondent returns home in two months, divorce case could not be sued. If the warning fail and the marital partner does not return home, henceforth, the case can be opened.

The right to use divorce case by reason of desertion is not determined by a strict time limit. Case can be sued as long as desertion keeps on.

KEY WORDS : Desertion, divorce, common life, warn, obligation.

 

 

 

 

6245 SAYILI HARCIRAH KANUNU VE UYGULAMASI ÜZERİNE BAZI HUKUKİ DEĞERLENDİRMELER

 

Yrd. Doç. Dr. Abdullah UZ *

ÖZET

Türk Hukukuna göre; 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu kapsamında çalışan kamu görevlilerinin, görevleri gereği yaptıkları seyahatlerdeki harcamaları kamu idarelerince karşılanması gerekmektedir. Bu bağlamda harcırah, 6245 sayılı Harcırah Kanununda özel olarak düzenlenmiştir. Gerek 657 sayılı Kanun gerekse 6245 sayılı Kanun, kamu görevlilerinin, görevleri ile ilgili olarak yaptıkları harcamaların harcırah yoluyla karşılanmasının kamu idarelerinin bir görevi olduğunu açıkça düzenlemiştir. Yani, geçici veya sürekli görevlendirmeler nedeniyle yapılan harcamaların karşılanması idareler için yasal bir yükümlülüktür. Kamu idarelerinin harcırahla ilgili yükümlülüğü yasada açıkça düzenlenmiş olmakla birlikte, geçici ve sürekli görevlendirmelerdeki harcırahlarla ilgili çözülmesi gereken bazı sorunlar vardır. Bu bağlamda, biz bu makalede harcıraha ilişkin bazı önemli husularla ilgili hukuki değerlendirmeler yapmaya çalıştık.

ANAHTAR KELİMELER: Harcırah, Yolluk, 6245 sayılı Harcırah Kanunu, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu

 

SOME LEGAL ASSESSMENTS ON THE TRAWEL ALLOWANCE LAW NO 6245 AND ITS PRACTICE

ABSTRACT

According to Turkish Law when civil servants employed in the administrations within the scope of the Civil Servants Law No 657 make a travel in connection with his/her duty, their travel costs need to be compensate by Public Administration. In this regards allowance is regulated by the Trawel Allowance Law No 6245. Both the law No 657 and the Law No 6245 are clearly stated that compensation for trawel allowances of concerned civil servants is a duty for public administration. Namely compensate for allowances for temporary or permanent assignment is an obligation for administrative authorities. Although the responsibility of public administration about allowances is explicitely stated by law, there is some problems need to be resolved about allowances for temporary or permanent assignments and so on. In this regards, we try to make legal assessments on some significant allowance topics in this study.

KEYWORDS: Allowance, Travel Allowance Law No 6245, Civil Servants Law No 657

 

 

 

 

 

 

CEZA HUKUKUNDA DOĞRUDAN KAST

Arş. Gör. Hakan KARAKEHYA *

 

ÖZET:

TCK'da doğrudan kast; suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesi şeklinde düzenlenmiştir. Doğrudan kastın iki temel çeşidi bulunmaktadır: Birinci derecen doğrudan kast ve ikinci dereceden doğrudan kast. Amaçlama olarak da ifade ettiğimiz birinci dereceden doğrudan kastın öngörme ve isteme olmak üzere iki unsuru bulunmaktadır. Buna karşın bilme olarak ifade ettiğimiz ikinci dereceden doğrudan kast ise sadece zorunlu sonucun bilinmesinden ibarettir. Bu kast türünün varlığı açısından fail neticeyi istemese de istemiş gibi kabul edilir.

ANAHTAR KELİMELER: Kast, Doğrudan kast, Kusurluluk, Suçun manevi unsuru, Suç genel teorisi

 

DIRECT INTENT IN CRIMINAL LAW

ABSTRACT

Direct intent is defined in Turkish Criminal Code as; executing a crime knowingly and voluntary. There are two types of direct intent: Direct intent in the first degree and direct intent in second degree. Direct intent in the first degree named as purposing, has two basic elements as foreseeing and wanting. However direct intent in the second degree named also as knowing, insists of only being acquainted with distinct result. Regarding this type of intent, it is considered like that the result is wanted.

KEYWORDS: Criminal Intent, Direct Intent, Culpability, Men's Rea, General Criminal Theory

 

 

 

EKONOMİK ÖZGÜRLÜK KAVRAMI ve TÜRKİYE'DE EKONOMİK ÖZGÜRLÜKLERİN GELİŞİMİ

 

Dr. Mehmet Okan TAŞAR *

 

ÖZET

Özgürlük kavramı, toplumlar açısından, tanımlanması ve sınırlarının belirlenmesi zor olan kavramlardan birisidir. Bir çok sözlükte, birden fazla karşılığının bulunması, bu durumun açık bir göstergesidir. İnsanlık tarihinin her döneminde özgürlük, ideallerin en büyüğünü oluşturmaktadır. Günümüzde ise, hemen her kavramda olduğu gibi özgürlük kavramının da ekonomik anlamı ön plana çıkmaktadır.

Öncelikle ekonomik özgürlükler, kişisel özgürlükler arasında değerlendiriliyor olsa bile, nitelikleri açısından siyasi ve medeni özgürlüklerden farklılıklar arz etmektedir. Hukuki yaklaşımlar çerçevesinde negatif ve pozitif haklar ayrımı ile ifade edilen ekonomik özgürlük kavramı, iktisat literatüründe; mülkiyet, tercih ve mübadele serbestisi olarak algılanmaktadır. Bu üç unsurun ölçülebilmesi açısından oluşturulan farklı sayıda endeksin varlığına karşın çalışmada, Fraser Institute tarafından oluşturulan Economic Freedom Index (EFI) 2006 raporu esas alınmaktadır. Metodolojik açıdan bir değişim monografisi olarak nitelendirilebilecek incelemede, rakamsal analizler, mümkün olduğunca kolay izlenebilir tablolar ve grafikler aracılığıyla gerçekleştirilmektedir. İlk bölümde, ekonomik özgürlük kavramının özellikle iktisadi tanımı ve iktisadi düşünce akımları içerisindeki gelişimi özetlenmekte, EFI ve benzeri endeksler hakkında metodolojik özellikler ortaya konulmaktadır. İkinci bölümde ise; ordinal bir yaklaşım esas alınarak, ekonomik özgürlük puanlarının, Türkiye ve benzer özellikler gösteren ülkelere ek olarak Avrupa Birliği ülkeleri ile de karşılaştırmalarına yer verilmektedir. Temel başlıklarda Türkiye'nin ekonomik özgürlük puanlarının dönemler itibarıyla izlediği süreç, ve bu süreç içerisinde etkili olan faktörlerin tespit edilerek, gelecek dönemlerle ilişkili öngörülerin oluşturulması amaçlanmaktadır. Nihayetinde ise; bu öngörüler çerçevesinde bir dizi önerinin ortaya konulmasına çalışılmaktadır.

Türkiye'de ekonomik özgürlüklerin gelişimi noktasında, AB. üyelik sürecinin olumlu sonuçlar ortaya çıkarabilmesi, büyük ölçüde, gerçekleştirilecek uyum sürecinde bazı ekonomik, siyasi ve sosyal özelliklerin dikkate alınmasını gerekli kılmaktadır. Bütün ülkeler açısından ekonomik özgürlüklerin tanımı ve sınırlarının ölçülmesi noktasında yaşanan belirsizlikler, Türkiye açısından da söz konusudur. Dolayısıyla bu tartışmanın zaman ve mekan boyutunu sınırlandırabilmek mümkün gözükmemektedir. Ancak, en azından, gelecekle ilgili politikalarını belirlenmesinde, ekonomik özgürlük kavramının benimsenmesini sağlamak, çok uzak bir hedef olarak düşünülmemelidir.

ANAHTAR KELİMELER: Ekonomik Özgürlükler , Ekonomik Özgürlük Endeksi, Türkiye'de Ekonomik Özgürlükler.

 

ABSTRACT

The concept of the freedom is one of the terms that is difficult to be described and defined its limits for societies. Having a number of returns in dictionaries, shows a certain evidence for this situation.

The freedom had been the biggest ideal throughout the history of humanity. Nowadays, it comes into foreground economic means of the concept of freedom as all others concepts.Even though economic freedoms is treated among individual freedoms, it is distinct from political and civil freedoms. While economic freedoms explained with negative and positive rights in legal approaches; it is discussed as extent of ownership, choice and exchange liberty in economic literature. Although there are various indexes devoted to these three components but we prefer EFI index (Economic Freedom Index) that is constituted by Fraser Instıtute in this study.

In our study, it is monographically examined structure of economic freedoms and quantitative analysis is presented by means of tables and graphics. The importance of the concept of economic freedoms in economic thought is summarized in the first part of this study. In the second part, economic freedoms degree of Turkey and other similar country and EU countries is compared with ordinal approach.

It is considered that EU candidacy process will have important affects on the progress of Turkey's economic freedoms. However indefiniteness about description, measurement and determination of economic freedoms is valid for studies in Turkey, like other countries. Nevertheless the progress of economic freedoms is important for economic and social development of Turkey. The adopting of the notion of economic freedoms in Turkey shouldn't be considered as improbable target.

KEY WORDS: Economic Freedom, Economic Freedom of the World Index, Economic Freedom in Turkey.

 

 

 

 

 

İSLAM HUKUKUNDA VE OSMANLI UYGULAMASINDA ŞÛRA *

 

Dr. Nuran KOYUNCU *

 

ÖZET

Çalışmamızın amacı İslami bir ilke olan şûranın İslam hukukundaki anlamını ve Osmanlı uygulamasında nasıl bir yere sahip olduğunu ortaya koymaktır. Şûra, Kuran'ın çeşitli bölümlerinde bazen açıkça bazen zımni olarak vurgulanmış ve Hz. Muhammed'in sünnetiyle açıklığa kavuşturulmuştur. Hz Muhammed ve sahabe döneminde titizlikle uygulanan bu ilkenin kurumsallaşma süreci Emevi ve Abbasiler döneminde sekteye uğramıştır.

İslam hukukundaki şûra, Osmanlı padişahlarının uymakla yükümlü hissettikleri ilkelerden biri olmuştur. Divan-ı Hümayun, danışmanın en yüksek düzeyde yapıldığı, sahip olduğu statü ve yüklendiği fonksiyonlarla Osmanlı devlet yönetimine damgasını vurmuş önemli bir organdır. Osmanlı Devletinde Divan-ı Hümayunun dışında İkindi Divanı, Cuma ve Çarşamba divanı gibi önemli kurullar şûranın izlerini taşımıştır. Örfi hukukun meşruluğunun sağlanması, padişahın seçimi ve azli, dış politika ve maliyeyle ilgili önemli kararlar bu kurullarda alınmıştır.

Osmanlı devletindeki kurul organlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde salt şûra meclisi olmaktan ziyade bir karar organı niteliği taşıdıkları görülmektedir.

ANAHTAR KELİMELER: Şûra, Müşavere, Şûra meclisi, Divan-ı Hümayun, Meşveret meclisleri.

 

SÛRA IN ISLAMIC LAW AND OTTOMAN PRACTICE

ABSTRACT

The aim of our working to indicate the meaning of Islamic principle şûra in Islamic law and which place it has in Ottoman theory. Şûra was sometimes emphasized in parts of Kur'an clearly or obscurcly and it was described with Hz. Muhammed's Sunna. Şûra which was applied particularly in the period of Hz. Muhammed and his companions but it was discontinued in the period of Emevi and Abbasi.

Sultans of the Ottoman applied Islamic principle şûra. Divan-ı Hümayun is the most important place for council and it has highly statue for Empire. In Ottoman empire except Divan-ı Hümayun like İkindi Divanı, Cuma, Çarşamba Divanı important councils bearad şura. To legalize Custom law, Sultan's election and dethrone, foreign policy and connected with finance decisions were taked at this council.

It was seen that council organs are not only şûra council but they are decision organs.

KEY WORDS: Şûra, Consultation, Şûra council, Divan-ı Hümayun, Consultation council.

* Hakemler, soyadlarına göre alfabetik olarak sıralanmıştır.

* Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Medeni Hukuk Anabilim Dalı

* Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Medeni Hukuk Anabilim Dalı

* Süleyman Demirel Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Hukuk Bilimleri A.B.D. (İdare Hukuku) Öğretim Üyesi

* Anadolu Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ceza ve Ceza Muhakemesi Hukuku Araştırma Görevlisi

* Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ekonomi-Maliye Bölümü.

* Bu çalışma S.Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü bünyesinde hazırlanan ve 30.06.2006 tarihinde savunulan “İslam Hukukunda ve Osmanlı Uygulamasında Şûra” konulu doktora tezinin özetidir.

* S.Ü. Hukuk Fakültesi Türk Hukuk Tarihi Araştırma Görevlisi