Yrd. Doç. Dr. Ali Kemal Yıldız *
Özet
Yakalama ve gözaltına alma koruma tedbirleri kural olarak kişi
özgürlüğünün hakim kararı olmaksızın kısıtlanmasıdır. 5271 sayılı CMK’nın 90 ve
devamı maddelerinde düzenlenen yakalama, Kanunda öngörülen koşulların
gerçekleşmesi durumunda kişi özgürlüğünün herkes tarafından veya kolluk
tarafından hakim kararı olmaksızın kısıtlanabilmesini ifade etmektedir. 5271
sayılı CMK yakalamayı herkes tarafından gerçekleştirilebilecek ve kolluk
tarafından gerçekleştirilebilecek yakalama ayırımına göre düzenlemiş ve
koşullarını belirlemiştir. Herkes tarafından yakalamanın gerçekleştirilebilmesi
için, 1) kişiye suç işlerken rastlanılması veya 2) suçüstü fiilden dolayı
izlenen kişinin kaçması olasılığının bulunması veya hemen kimliğini belirleme
olanağının bulunmaması durumlarından birisinin gerçekleşmesi ve eğer şikayete
bağlı bir suç söz konusu ise, çocuklara, beden veya güçsüzlükleri nedeniyle
kendilerini idareden aciz bulunanlara karşı işlenen suçüstü hali dışında
şikayet koşulunun gerçekleşmesi gereklidir. Kolluk, herkesin yakalama
yetkisinin bulunduğu durumlarda yakalama yetkisine sahip olduğu gibi; özel
olarak tutuklama kararı veya yakalama emrinin düzenlenmesini gerektiren ve gecikmesinde
sakınca bulunan hallerde; Cumhuriyet Savcısına veya amirlerine derhal başvurma
olanağı bulunmadığı takdirde, yakalama yetkisine sahiptir. Şikayet koşulu
açısından söylenenler kolluğun yakalanması açısından da geçerlidir. CMK, yurt
dışında kaçak olan kimse dışındaki kaçak dışında gıyabi tutuklama kararına yer
vermediğinden, “yakalama emri” kurumunu ve kolluğun bu emre dayalı yakalamasını
düzenlemiştir.
Gözaltına alma, yakalandıktan sonra Cumhuriyet Savcısınca serbest
bırakılmayan kişinin Kanunda belirtilen koşulların varlığı durumunda, gözaltına
alma bağlamında gerçekleştirilecek soruşturma işlemleri tamamlanıncaya kadar ve
herhalde kanunda kabul edilen sürelerin sonuna kadar özgürlüğünün Cumhuriyet
Savcısının kararıyla kısıtlanmasıdır. CMK, kolluğun, yakalanan kimseyi
kendiliğinden gözaltına almasını kabul etmeyip, bu konuda karar verme yetkisini
Cumhuriyet Savcısına bıraktığı gibi; gözaltını, yakalanan kimsenin içinde
bulunduğu hukuksal statü olarak değil, kendine özgü koşulları olan ayrı bir
koruma tedbiri olarak düzenlemiştir. Buna göre, yakalanan kimsenin gözaltına
alınabilmesi için, 1) gözaltına almanın soruşturma yönünden zorunlu olması ve
2) kişinin bir suçu işlediğini düşündürebilecek emarelerin varlığı gereklidir.
CMK gözaltı süresini, yakalananın yakalama yerine en yakın hakim önüne
gönderilmesi için zorunlu süre hariç yakalanma anından itibaren 24 saat olarak
kabul etmiştir. Toplu olarak işlenen suçlarda, delillerin toplanmasındaki güçlük
veya şüpheli sayısının çokluğu nedeniyle, Cumhuriyet Savcısı gözaltı süresini
her defasında bir günü geçmemek üzere üç gün süreyle uzatılmasına yazılı olarak
emir verebilir. CMK, 141 vd. maddelerinde kanuna aykırı yakalama hallerinde
tazminat talep edilmesi ve bu talebin karara bağlanması sürecini de düzenlemiş
bulunmaktadır.
Anahtar Kelimeler;
Yakalama, Gözaltına alma, Yakalamanın herkes tarafından gerçekleştirilmesi,
Yakalamanın kolluk tarafından gerçekleştirilmesi, Koruma tedbiri.
Zusammenfassung
Die vorläufige Festnahme, die
eine vorübergehende Freiheitsentziehung ohne schriftlichen Haftbefehl des
Richters ist, wird in der neuen türkischen StPO in Art. 90 und den folgenden
Artikeln geregelt. Die neuen Bestimmungen enthalten im Vergleich zum alten entscheidende
Änderungen. Die türkische StPO regelt
grundsätzlich zwei Arten der vorläufigen Festnahme: Festnahmerecht des
Jedermanns und das Festnahmerecht der Polizei. Die Personen befügen das Recht,
den Täter festzunehmen, 1) wenn der Täter auf frischer Tat betroffen wird oder
2) wegen der frischen Tat verfolgt wird und wenn er flucht verdächtig ist und
seine Identität nicht sofort festgestellt werden kann. Dazu braucht man auch
einen Strafantrag, wenn es sich um ein Antragsdelikt handelt. Die Polizei ist befugt,
festzunehmen, wenn die Voraussetzungen eines Haftbefehls oder eines Befehls zum
Festnahme erfüllt sind und Gefahr im Verzuge ist sowie wenn der Polizeibeamte
nicht sofort dem Staatsanwalt und seinen Aufgesetzten erreichen kann. Hierbei
braucht man auch einen Strafantrag, wenn es sich um ein Antragsdelikt handelt.
Nach der neuen türkischen StPO darf die Polizei selbst nicht den Festgenommenen
festhalten, sondern muss er dem Staatsanwalt mitteilen, damit er über die
Situation des Festgenommenen eine Entscheidung trifft. Um den Festgenommenen
festzuhalten, braucht man zwei Voraussetzungen gleichzeitig: 1) Das Festhalten
muss für die Ermittlungsverfahren dringend sein; 2) Es muss die Indizien geben,
die veranlassen, dass man daran denken können, dass der Festgenommene den
Delikt verwirklicht hat. Dauer des Festhaltens kann 24 Stunde ab dem Zeitpunkt
sein, die die Person festgenommen wurde. Die Frist, die man braucht, den
Festgenommenen zum Richter vorzuführen, ist nicht in sich eingeschlossen. Diese
Frist kann Maximum 12 Stunde sein. Wenn es eine Straftat gibt, die von 3 oder
mehrere Personen zusammen begangen worden ist, kann der Frist vom Staatsanwalt
3 Tage verlängert werden, aber er darf jedes Mal jeweils nur ein Tag
Verlängerung geben.
Keywords; Die Vorläufige Festnahme,
Das Festhalten, Die Vorläufige Festnahme des Jedermanns, Die Vorläufige
Festnahme der Polizei.