Karar Tarihi: 25.04.2006
Karar No: IV ZB 20/95
Kararı Veren Daire: IV ZS Beschluss[2]
Faks yoluyla gönderilen istinaf
dilekçesinin süresinde ulaşıp ulaşmadığının tespiti, sadece gönderilen
sinyallerin istinaf süresinin geçmesinden önce mahkemenin faks aleti tarafından
tamamen belleğe alınıp (kaydedilip) alınmadığına bağlıdır.
[1] Karar Metni
için bkz., FamRZ 2006/16, s. 1193 vd. Bu arada karar dergiden alındığı için,
kararın başlangıcındaki şekli bilgilere yer verilmeyip (dergide yapıldığı gibi)
doğrudan kararın metninin tercümesine geçilmiştir. Kararın tümü için bkz., http://bundesgerichtshof.de/cgi-bin/rechtsprechung.
*Selçuk
Üniversitesi Hukuk Fakültesi Medeni Usul ve İcra İflas Hukuku Anabilim Dalı
Öğretim Üyesi
[2] Alman
Federal Mahkemesi kararlarını yaptıkları incelemeye göre iki bölüme ayırmak
mümkündür. Yüksek Mahkeme ilk olarak, temyiz talebinin mesmu (kabule şayan)
olup olmadığı (Zulässigkeit) konusunda inceleme yapar. Mahkeme, temyiz
talebinin mesmu olmadığını saptarsa (zamanında yapılmaması veya
gerekçelendirilmiş olmaması gibi sebeplerle), talebi reddeder. Bu ret kararını
sözlü yargılama yaparak veya yapmayarak verebilir. Yüksek Mahkeme sözlü
yargılama yapmadan kararını verirse, bu karar “Beschluss” dur. Buna karşılık,
sözlü yargılama yaptıktan sonra kararını verecek olursa, bu kararı “Urteil”
dır.
Buna karşılık Yüksek Mahkeme temyiz talebini mesmu
görürse, bu sefer talebin haklı olup olmadığı konusunda (Begründetheit)
inceleme yapmaya başlar. Yüksek Mahkeme talebi yerinde bulursa, ya hüküm bozup
alt derece mahkemesine geri gönderir (die Zurückverweisung) veya uyuşmazlık
hakkında kendisi karar verir (Eigene Sachentscheidung) (Bkz., Rosenberg, Leo/Schwab, Karl, Heinz,
Gottwald, Peter, Zivilprozessrecht, 16., neuebearbeitete Auflage, München
2004, § 144 Nr. 1 vd.).
Bizim burada incelediğimiz Federal Mahkeme Kararı da
“Beschluss”dur. Bu kavram, usule ilişkin karar şeklinde tercüme edilebilir.
Ancak biz burada geçen “Beschluss” kavramlarını aynen vermeyi uygun bulduk.